9 Temmuz 2008 Çarşamba

MARKET MARKASI STRATEJİSİ

Tüketicilerin özellikleri, firmaları markalandırma konusunda yeniliklere
de yöneltmiştir. Bu yeniliklerden birisi de pazarlama kanalındaki perakendeci
aşamasında imalatçı/ulusal markalara karşı geliştirilen market markalardır.
Pazarda rekabet yaratan market markaları son yıllarda birçok ürün grubunda
uygulama alanı bulmuştur. İmalatçı maliyetlerinin artışı, kâr marjının düşmesi
gibi unsurlar da bu uygulamayı desteklemiştir. Market markalarının perakendecilere sağladığı avantajların risklere göre çok olması, bu markalama stratejisinin gelişmekte olan ülkelerde de yaygınlaşmasına neden olmuştur. Nitekim en önemli avantajı, perakendecinin markanın tüm bileşenlerine hakim olması ve kontrol sağlayabilmesidir.
Market markalarının gelişimi dört aşamalı olmaktadır.
1. İsimsiz Ürünler: Herhangi bir isim yada markalama taşımayan,
raflarda alt sıralarda yer alan ve oldukça düşük fiyat ile satılan ve genellikle
düşük teknoloji gerektiren temel gıda maddelerinden oluşan ürünlerdir. Bu
ürünler ulusal ancak uzmanlaşmamış imalatçılar tarafından üretilmektedir.
Bu aşamada satış geliştirme çabası yaratılmaz. Bu ürünlere pasta, börek ve
baklava örnek verilebilir.
2. Müşteri Markalı Ürünler: Fiyat avantajı olan, ulusal marka ile isimsiz
ürünler arasında bir kategoride yer alan ve market markasını taşıyan
ürünlerdir. Orta düzeyde kalite/imaja sahiptirler. İsimsiz ürünlere göre daha ileri teknoloji ile ulusal olan ve kısmen market markalarında uzmanlaşmış
imalatçılar tarafından üretilirler. Ayrıca büyük hacimli ürün hatlarında
kullanılırlar. Raflarda ucuz ürün olarak yer alırlar. Bu ürünlere bakliyat ve
kuru yemişler örnek verilebilir.
3. Market Markalı Ürünler: Ulusal markalara yakın fiyat avantajı ilk iki
aşamaya göre daha düşük olan ve raflarda üst sıralarda yer alırlar. Kalite
garantisi ulusal markalara eş, yüksek teknoloji ile üretilen geniş ürün
hattındaki ürünlerdir. Bu ürünler, ulusal ve market markaları üretiminde
uzmanlaşmış imalatçılar tarafından üretilirler. Marka bağımlılığı yaratmak ve
müşteri sadakati kazanmak için promosyon faaliyetleri yoğun olarak
yürütülmektedir. Bu gruba, gıda (özellikle un, süt ve ürünleri), temizlik ve
kişisel bakım-kozmetik ürünleri örnek verilebilir.
4. Premium Markalı Ürünler: Bu ürünler imaj oluşturan ürünlerdir ve
gerek teknoloji gerekse de ürün hattında yeniliğe sahiptirler. Ulusal
markalarla rekabet edebilen, raflarda ilk sıralarda yer alan ve marka
oluşumunu tamamlamış ulusal marka değerinde ürünlerdir. Daha iyi ürün
özelliği ile satın alma motivasyonu yaratan bu ürünler uluslar arası ve
konusunda uzman imalatçılar tarafından üretilirler.
Ülkemizde market markaları bu aşamaların her safhasında yer
almaktadır. Ancak, her talep kendi arzını yaratır kuramı ile perakendecilikte
aşamaların geçişi daha hızlı gerçekleşmektedir. Market markalı ürünler gıda
ürünlerinde de artış göstermiştir. Son yıllarda gıdalardan kaynaklanan
risklerin artması ve bunun da kamuoyunda dile getirilmesi tüketicilerde gıda
ürünleri ile birlikte diğer ürünlerde de kalite ve güvenlik bilincinin
oluşmasına neden olmuştur. Tüketici algısındaki değişim de perakendecileri
bu konuda iyileştirmelere sevk etmiştir. Daha ileri teknoloji ile üretim
dönemi yaygınlaşmıştır.
TÜRKİYE’DE GIDA PERAKENDECİLİĞİNDE MARKET
MARKASI UYGULAMALARI
Türkiye’de ulusal düzeyde faaliyet gösteren perakendecilerin yanı sıra, il
ya da bölge bazında süpermarket zincirlerinin de market markalı gıda
pazarlama stratejisini kullandıkları görülmektedir. Market markalı gıda
satışında ürün yelpazesi geniş olup, ileride artması da olasıdır. Market
markası; genelde Gima, Migros, Şok, Endi, Canerler, BİM, Real ve Carrefour
gibi büyük perakendeciler/zincir mağazalarca kullanılmaktadır. Market
markalarına TİP, Gima, Migros, Şok, Endi, Dia, Yimpaş, Kiler ve Metro
örnek verilebilir. Perakendeciler daha önce özellikleri sunulan market
markalarında ürün çeşitliliği ve fiyat avantajı yaratarak imalatçı markalarla
rekabet etmeye çalışmaktadırlar.

Market markalı ürünler çok boyutlu bir gelişmenin içinde yer
almaktadırlar. Bir yandan tüketici için alternatif olurken, diğer yandan da
perakendecinin faydasını artırmaktadır. Ancak üçüncü bir boyutta bu
ürünlerin üretiminde rol alan imalatçılardır. Her aktörün bu pazarda önemli
sorumlulukları ve etkileri vardır.
Günümüzde artan kalite ve gıda güvenliği bilinci ile tüketicinin fiyata
karşı duyarlılığı gibi konularda da hassasiyeti yükselmiştir. Ayrıca kalite ve
bulunabilirlikteki istikrar da perakendeci için önemli prestij kaynağı olup,
perakendecilerin bu avantajları korumaları müşteri sadakatini artıracaktır.
Perakendeci market markası üretme kararında da dikkatli davranmalıdır.
Market markası konusundaki olasılıkları iyi değerlendirmek, fırsatları göz ardı
etmemek, pazarın, rakiplerin ve tüketicilerin yapısını iyi analiz etmek
başarıda önemli koşullar olmaktadır. Küçük ve orta ölçekli perakendeciler
için her zaman market markası üretmek kârlı olmayabilir. Ancak, o bölgede
yer alan bu tür perakendecilerin bir araya gelmesi pazarlık avantajı
sağlayabilecektir.

MARKET MARKALARININ ÜRETİCİLERE SAĞLADIĞI AVANTAJLAR

MARKET MARKALARININ ÜRETİCİLERE SAĞLADIĞI AVANTAJLAR
Atıl kapasiteyi değerlendirmek : Baz üreticiler özel etiketli ürünlerin üretimini fazla kapasitelerinden yararlanmak için kullanmaktadırlar
Maliyet minimizasyonu : Eğer bir üretici şirket, yeterli ürün geliştirme tecrübesine ve gelişmiş üretim yöntemlerine sahipse, perakende zincirleri tarafından kolayca market markalı ürün siparişi alabilecektir. Büyük sipariş miktarıyla bu tip bir üretim, firmanın kendi markalı ürünlerini üretmesinden çok daha karlı olabilecektir
Rakibe fırsat tanımamak: ikili üreticiler (hem kendi üretici markalarını üreten hem de perakendeci adına üretim yapan üreticiler) ürün kategorilerini etkileyebilme, üretici marka ile özel marka arasında rafların tahsisini, aralarındaki fiyat farkını , üretici markalı ürünlerin promosyon zamanlamasını düzenleyebilmek ve daha iyi tedarik hizmeti verebilmek isteğiyle özel markalı ürünleri üretmektedirler.
Pazara kolay girme imkanı : Yeni ürün kategorilerine girmek isteyen üreticiler öncelikle market markalı ürünlerin üretimini üstlenip,perakendecilerle birlikte çalışarak risklerini düşürmekte ve böylece Pazar paylarını yükseltmektedirler
Alt markalar ile rekabet edebilmek : Ucuz fiyatlı ürünlere pazar pay kaptırmamak için yeni stratejiler geliştirmek zorunda kalan üretici firmalar,reklam ve promosyon kampanyalarıda olmadan market markalı ürünleri kullanabileceklerdir. Bu şekilde esas markalarının fiyatlarını çok düşürmeden ve fiyat dayalı rekabette karlı çıkarak varlıklarını sürdürebileceklerdir. Bu durum, özellikle kriz döneminde bilinen markaların fiyatlarını düşürmeleri, tüketicinin gözünde marka konumlarını telafi edemeyecek şekilde değiştirme olasılığına karşı da avantaj sağlamaktadır. Özellikle, büyük üretici firmalar market markaları yoluyla hem pazar paylarını korumakta hem de tüketicinin gözünde olumsuz imaj yaratmaları önlenmiş olmaktadır.
Pazar paylarını korumak: Üreticiler kendi markalı ürünlerinin fiyatlarını yükseltmeye karar verdiklerinde, özel etiketli ürünleri fiyata duyarlı müşterilerin diğer rakip markalı ürünlere yönelmesini engellemek amacıyla perakendeci adına üretim yaparak, pazar paylarını korumayı amaçlamaktadırlar.Veya özel etiketli ürünleri, pazar lideri üreticinin ürünlerini taklit etmek amacıyla
da kullanmaktadırlar.
Üretici markalar için şans yakalamak: Ürün geliştirmek ve tutundurmak için gerekli yatırımlar yapacak finansal güce sahip olmayan
üreticiler özellikle Kobi ler, perakendecilere bu ürünün üretilmesi ve piyasaya çıkarılması konusunda teklif götürerek, perakendeci mağazanın etiketi altında üretim yaparak hem tanıtım masraflarından ve raf listeleme ücretleri ödemeden bu ürünü piyasaya sürülebileceklerdir.
Pazarlama bütçesini azaltma: Özel etiketli ürün sunan üreticiler,
kendi markaları ile özel etiketli ürünlerin fiyat değişimlerini ve tutundurma
faaliyetlerini koordine edebileceklerdir. Perakendeciler üreticilerle yaptıkları özel etiketli ürün anlaşmasıyla, ürünlerin reklamının ve tutundurma faaliyetlerinin
düzenlenmesinden sorumlu olurlar ve üreticilerin kendi markalı ürünlerine ödedikleri gibi ayrı bir ücret ödemesi yapmazlar
Perakendecilerle stratejik ortaklık kurma ve daha iyi ödeme koşulları : Eğer özel etiketli ürünler iyi satış yapmıyorsa, perakendeciler tedarikçilere bazı özel ayrıcalıklar sağlayabilmektedirler. Perakendeciler,tüketicileri satın alma davranışları hakkında elde ettikleri verilerini üreticilere
verebilmektedirler. Ayrıca, rafların düzenlenmesinde ve tutundurma faaliyetlerinde yapılabilecek değiş ikliklerde yorumlarda bulunabilmektedirler.
Üreticiler ise, perakendecilere pazarı bölümlere ayırmada, tüketiciler için ürüne
uygun stokların yaratılmasında danışmanlık hizmeti sağlayabileceklerdir.

TÜKETiCiLER MARKET MARKALI ÜRÜNLERi NEDEN VE NEYE GÖRE TERCiH EDERLER?

Perakendeciler için, kendi markalarını ticarilestirmek sadece kâr marjlarına ilave
katkıda bulunmaz, aynı zamanda müsteride magaza alıskanlıgı yaratır ve rekabetçi bir avantaj
saglar. Perakendeciler, potansiyel müsterilerini teshis etmeli ve onların market markalarına
yönelik egilimlerini anlamalıdırlar. Bu alanda yapılan ilk çalısmalar tüketicilerin ulusal
markaları, market markalarına tercih ettigini gösterirken, son çalısmalar market markalarının
giderek popüler oldugunu ve tüketicilerin bu markaların kalitesine güven duymaya basladıgını
gösteriyor. Son yıllarda market markalı ürünlere karsı tüketici egilimlerinde yasanan
degisikligi açıklamada çesitli degiskenlerden yararlanılıyor. Tüketicilerin özel markalı
ürünleri neden ve neye göre tercih ettigini açıklayan bu önemli degiskenler sunlardır:
Tüketicideki Fiyat Duyarlılıgı
Özellikle _ngiltere, _sviçre ve Almanya gibi pek çok Batı Avrupa ülkesinde özel
markaların pazara nüfuz etme oranı %30-%40 gibi oldukça yüksek düzeydedir. Market
markalarının dikkate deger bu basarısı pek çok çalısmada, gelisen ürün kalitesine, artan
perakendeci gücüne, azalan üretici marka yeniliklerine ve reklama dayandırılıyor. Oysa en
önemli faktör, tüketicilerin fiyatlara olan duyarlılıgıdır. Genelde market markalı ürünlerin
fiyatları genellikle üretici markalarından %15-40 arasında daha ucuzdur. Örnegin, _ngiltere’de
yapılan bir çalısma, tüketicilerin ulusal markalı ürünlerin fiyatlarına karsı süpheci oldukları
ve tercihlerini ucuz market markalarından yana kullandıklarını gösteriyor. Hatta, tüketici
örgütleri ve bazı politikacıların da, _ngiltere’de süpermarketlerde satılan üretici markalı
ürünlerin fiyatlarının çok yüksek oldugu yolunda elestiri yaptıklarına rastlanmıstır.

Ürün Kategorileri Arasındaki Farklılıklar
Market markalarının basarısının ürün kategorileri arasında önemli degisiklikler
göstermesi de tüketicilerde gelisen fiyat bilincine baglıdır. Örnegin, ABD’de süt, temizlik
ürünleri ve dondurulmus gıdada, market markalarının oranı en üst düzeyde iken, asitli
içecekler, saglık ve kisisel bakım ürünlerinde oldukça düsük düzeydedir. Bu kategori
farklılıkları, tüketicideki fiyat duyarlılıgının bazı kategorilerde digerlerinden daha fazla
oldugunu gösteriyor. Dolayısıyla, tüketiciler açısından market markasını tercih etmede, fiyatın
yanı sıra ürün kategorilerindeki tercihler arasındaki farklılıklar, algılanan risk ve fiyat-kalite
iliskisi de önemlidir.

Ürün Riski
Ürün riski de, market markalı ürünlerin satısını etkilemektedir. Riski düsük olarak
algılanan ürünlerde, tüketici fiyat bilincinin arttıgı, riski yüksek olarak algılanan ürünlerde ise,
fiyat bilincinin azaldıgı bulunmustur. Dolayısıyla, riski düsük ürünlerden market markalı
olanlarının tüketiciler tarafından daha fazla kabul gördügü anlasılmaktadır. Çünkü, bu tür
ürünler, parasal degeri ve tüketicinin üstlendigi riski düsük olan, sunulan seçenekler
arasındaki farklılıkları az, çok küçük yenilikleri içeren ve sıklıkla satın alınan ürünlerdir.
Bunları satın alan tüketiciler, genellikle markalar karsısında kayıtsızdır ve bu tür ürünler de
tüketicilerin temel amaçları ve degerleriyle baglantılı degildir. Öte yandan, tüketiciler,
üzerinde oldukça fazla düsünüp, arastırarak satın aldıkları riski yüksek ürünlerden market
markalı olanlarını hemen kabul etmeyebilirler. Bu durumda perakendeciler, tüketicilerin
üretici markalarına karsı hassasiyetini azaltarak, market markalarında basarıya ulasabilirler.
Bunun içinde perakendecilerin, market markaları ile lider üretici markaları arasındaki
farklılıkları azaltmaya, market markalarını gelistirmeye ve tutundurmaya, lider markalarla
kaliteyi esitlemeye daha fazla kaynak, zaman ve çaba harcaması gerekir.

Magazaya/Markete Duyulan Güven
Bir diger degisken, magazaya duyulan güvendir. Magazaya duyulan güven müsterinin
market markalı ürünleri daha çok satın almasını saglayabilir. Eger duyulan güven yeterince
güçlüyse (ki yaklasık olarak alısverislerin %80’i magazaya güven duyan sadık müsteriler
tarafından yapılmaktadır) aracı kurulus için rekabetçi bir avantaja dönüstürülebilir. Sadece
üretici markalarıyla degil aynı zamanda kendi markalarını satan diger perakendecilerle de
rekabeti kolaylastırır. Tüketiciler ucuz bir ürün üzerinde tanınan, bilinen bir magaza ismini
gördüklerinde çok fazla tanınmayan bir üretici markasının tasıdıgı risk ve belirsizlige göre
kendilerini garanti altına almıs olurlar.

Ürün degeri; bir ürünün algılanan kalitesinin veya bir üründen elde edilen
yararın o ürünün fiyatına bölünmesiyle elde edilen bir orandır. Aslında, böyle bir bölünme
mutlak olarak gerçeklestirilemez. Tüketici ödedigi fiyatla üründen elde ettigi yararla
karsılastırarak deger elde eder. Ulusal markaların üreticileri de bu degere odaklanan
tüketicileri elde etme çabasındadırlar. Bu nedenle, ABD’de ambalajlı gıda ürünleri üreticileri
toplam promosyon bütçelerinin %74’ünü satıs gelistirme faaliyetlerine ayırmıslardır. Deger
odaklı müsteriler için ortalama fiyatın altındaki market markalı ürünler çekici degildir. Çünkü,
bu ürünlerde düsük fiyat ikinci sınıf kaliteyi çagrıstırmaktadır. Öte yandan, aynı müsteriler
için üretici markalı ürünler üzerinde yapılan çesitli fiyat indirimleri daha çekicidir. Bu
müsteriler için fiyat indirimleri, kaliteden ödün vermeksizin tasarruf saglamada en iyi yoldur.

Uretici markasi ve market markasi

Perakendecilerin satışa sunduğu ürün grupları içinde özellikle bakkaliye ürünlerinde
market markalarına doğru bir tüketici eğilimi olduğu görülmektedir. Market markaları
tüketiciler için yeni bir alternatiftir ve düşük üretim maliyetleri, ucuz ambalajları,
minimum reklam giderleri sayesinde üretici markalarına kıyasla daha uygun fiyatlarla
tüketicilere sunulmaktadır.
Ürünlerde kalite ve ucuzluk günümüz tüketicisinin ortak değerleridir. Özellikle artan
ekonomik zorluklardan ötürü birçok insan ucuz ve kaliteli ürünleri tercih etmektedir.
Tüketicilerdeki bu değişim özellikle gıdaya dayalı marketçilik sektörüne
Market markalı ürünleri kazandırmıştır.Türkiye’de özellikle gıdaya dayalı zincir perakendeciliğin gelişmesiyle birlikte market markaları gündeme gelmiştir. Market markalı ürünler benzeri ürünlerden yüzde 20 ile 50 arasında daha ucuz olduğu için marka tercihi yapmayan kesim tarafından tercih edilmektedir. Öte yandan, Türkiye’de yaşanan ekonomik krizlerin market markalı ürünleri tercih etmede önemli etkileri vardır. Çünkü ekonomik krizler, özellikle 2001 krizi, tüketicilerin gelir seviyesinin düşmesine ve alışveriş alışkanlıklarının değişmesine, dolayısıyla perakendecilikte durgunluğun yaşanmasına neden olmuştur.Alım gücünün düşmesiyle, tüketiciler açısından dikkate alınan en önemli unsur “fiyat”olmuştur. Tüketiciler bir yandan, satın aldıkları malların maliyetini ön planda tutarak,
öncelikle temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken, öte yandan bu ihtiyaçların
karşılandığı ürün gruplarına yönelik marka bağımlılıkları da azalmıştır. Özellikle
temizlik ürünlerine yönelik tüketici davranışlarında önemli değişiklikler olmuştur. Başta
bulaşık ve normal deterjanlarda, tuvalet kağıdı ve peçete gibi ürün gruplarına yönelik
ulusal veya global marka sadakatinin kaybolduğu, fiyatın ön plana geçtiği ve büyük
üretici firmaların satışlarının düştüğü gözlenmektedir. Türk ekonomisinin içine girdiği derin durgunluğu aşmak için büyük perakendeci kuruluşlar, böylesi bir ortamda “ucuz ama kaliteli ürün” politikasıyla market markalı ürünleri satışa sunarak tüketiciler tarafından tercih edilebilirliklerini artırmaya çalışmışlardır. Her nekadar bazı araştırmacılar (Hoch ve Banerji, 1993) market markalarının başarısındaki temel sebebi ürünlerin kalitesindeki iyileşmeye bağlasa da, bu markaların geçmişte ve gelecekte önemli oranda gelişmesi üretici markalarıyla kıyaslandığında tüketiciye sağladığı fiyat avantajına bağlıdır. Yapılan bir araştırmada (Garretson 2002) kalite/fiyat mukayesesi yapan değer odaklı müşteriler için ortalama fiyatın altında market markalı ürünlerin çekici olmadığı, bu ürünlerde düşük fiyatın ikinci sınıf kaliteyi çağrıştırdığı bulunmuştur. Öte yandan, aynı müşteriler üretici markalı ürünler üzerinde yapılan çeşitli fiyat promosyonlarını daha çekici bulmuşlardır. Bu tüketiciler için fiyat promosyonları, kaliteden ödün vermeksizin tasarruf sağlamada en iyi yol olarak
gözükmektedir. Konuyla ilgili olarak yapılan bir çalışmada (Aksulu, 2000),
Türk tüketicisinin market markalı ürünleri fiyat düşüklüğü nedeniyle tercih ettikleri, bir
diğer çalışmada ise (Kurtuluş, 2001) tüketicilerin market markalı ürünlerin fiyatlarını
düşük buldukları, ancak kalitesi konusunda kararsız kaldıkları bulunmuştur.

Yrd.Doç.Dr. Ali GÜLÇUBUK (Dipl.-Kfm.Dr.End.Müh)

Hamburg Üniversitesi İşletme Fakültesini 1975 yılında bitirdi.
* 1972-1975 yılları arasında Hertei Zincir Mağazaları Hamburg/Altona Şubesinde Reyon sorumlusu olarak ve Dresdner Bank Hamburg Bölgesinde Türkler için Banka Hizmetleri (Müşteri Kazandırma) servisinde 2 yıl süreli part-Time görev yaptı.
* 1976 yılında Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi endüstri Mühendisliği Bölümünde asistan olarak göreve başladı. Ege Üniversitesi İşletme Fakültesinde Yüksek Lisans, Dokuz Eylül Fen Bilimleri Enstitüsünde Doktorasını tamamladı.
* 1983 yılında üniversiteden ayrıldı.
* 1983-1985 İzmir Selçuk'ta kurulu aile şirketlerinde Yönetim Kurulu üyeliği (pamuk, çırçır ve zeytinyağı işletmeleri)
* 1985-1987 İzmir Büyükşehir Belediyesinde Başkanlık Baş Danışmanlığı: Tanıtım, Halkla İlişkiler, Fuarcılık ve dış ilişkilerden sorumlu ve Belediye Şirketlerinde Yönetim Kurulu Üyeliği
* 1987-1989 Infra Bau-Consult Alman Şirketinin Türkiye Temsilciliği
* 1989-1990 İzmir'de kurulu Reklam Prodüksiyon, Reklam Ajansı Başkan Yardımcılığı
* 1991-1996 AKA Gıda ve Turizm Ltd.Şti. Kurucu Ortağı ve sorumlu müdür (Turizm ve Gıda İşletmeciliği)
* 1996-1997 Grammer Koltuk Sistemleri A.Ş. Bursa, Pazarlamadan sorumlu Genel Müdür yardımcılığı
* 1998-1999 Gülçubuk İmmobilien und Mode Center GmbH Norderstedt Türkiye Temsilciliği
* 2000 Yılından beri Celal Bayar Üniversitesi Salihli Meslek Yüksek Okulunda Öğretim Üyesi Olarak (Yrd.Doç.Dr.) görev yapmakta ve Pazarlama Programı Başkanlığı Yürütmektedir.
* 2007 Yılında Celal Bayar Üniversitesi Kula Meslek Yüksek Okulu Müdürlüğüne Atanmıştır.
* Ayrıca Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölümünde de Ergonomi ve Endüstriyel Pazarlama derslerini vermektedir.

Tüketiciler - CRM

Günümüz tüketicisi her zaman daha iyi bir alışveriş yapmayı, daha iyi hizmeti daha düşük fiyata almayı ister. Her ne kadar alışveriş yaptıkları yerin dışında başka bir işletmeyi aramıyor görünseler bile ara sırada olsa karşılarına çıkan fırsatları faydayı en büyükleme ilkesi doğrultusunda kaçırmayı da pek istemezler. İşletmeler ise müşteri bağlılığı ve sadakati yaratabilmek için son yıllarda gelişen CRM teknik ve uygulamaları doğrultusunda müşterilerini kulüp üyesi yapma, müşteri veya mağaza kartları dağıtma yoluyla bazı önceliklerden ve avantajlardan yararlandırma, yüksek kaliteli ürün ek hizmet ve artı değer sunma, müşterileri belirli aralıklarla hatırlama, iletişimde sürekliliği sağlama, şikayetleri memnuniyete dönüştürme gibi fiyat dışı araçlara sıkça başvurmaktadırlar. Fiyat dışı araçların büyük rağbet görmesi ve işletmelerce o denli yaygın kullanılmasına karşılık etkinlik açısından değerlendirildiğinde pazarlamanın temel enstrümanı olan fiyatın önemini ve önceliğini hala koruduğunu söyleyebiliriz. Buradan yola çıkarak çalışmamızda uygulamada çok sık rastlanılan ancak kuramsal olarak üzerinde pek durulmayan müşteri bağlılığı yaratmada fiyatın neden ve ne ölçüde önemli olduğu, hangi Fiyatlandırma yöntemlerinin geçerli olduğunu ve bunda başarılı olabilmek için nelere dikkat edilmesinin gerekliliği tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Müşteri bağlılığı, fiyat politikası, ilişkisel fiyatlandırma The importance of price policy in supplying customer retention and evaluation of applied pricing instruments ABSTRACT The most frequently cited direct instruments to improve customer retention- such as Value-added services, complaint management and customer clubs or cards- often neglect the importence of pricing options. In This Paper describes various pricing instruments which can be employed to increase customer retention. These include quantity-related pricing, time-based and loyalty-related pricing, group pricing, multi personel pricing, contracts and guarentees. The tools and recommendations for their use are illustrated with practical examples. The implementation of the described instruments requires appropriate systems to gather and process information and monitor the effectiveness of to introduced measures. These aspects are discussed at the end. Key Words : Customer retention, price politics, relationship pricing 1. Konuya Giriş ve Müşteri bağlılığı yaratma aracı olarak Fiyat Hedeflenen bir tek müşteri için bile yoğun rekabetin yaşandığı ekonomilerde tüketiciler kendilerini işletmelerin egemenliğine girmemek ve bağlanmamak için, işletmeler ise farklı biçim ve çekici uygulamalarla onları işletmelerinde devamlı müşteri olarak tutabilmek, bağımlı hale getirebilmek için yoğun çaba harcarlar(Bergmann, 1998). Günümüz tüketicisi her zaman daha iyi bir alışveriş yapmayı, daha iyi hizmeti daha düşük fiyata almayı ister. Her ne kadar alışveriş yaptıkları yerin dışında başka bir işletmeyi aramıyor görünseler bile ara sırada olsa karşılarına çıkan fırsatları faydayı en büyükleme ilkesi doğrultusunda kaçırmayı da pek istemezler. İşletmelerde müşteri bağlılığı ve sadakati yaratabilmek için son yıllarda gelişen CRM teknikleriyle örneğin müşterilerini kulüp üyesi yapma, müşteri veya mağaza kartları dağıtarak bazı öncelik ve avantajlardan yararlandırma, yüksek kaliteli ürün ek hizmet ve artı değer sunma, müşterileri belirli aralıklarla hatırlama, iletişimde sürekliliği kurma, şikayetleri memnuniyete dönüştürme gibi fiyat dışı araçlara sıkça başvurmaktadırlar(Pickel, 2000). Fiyat dışı araçların büyük rağbet görmesi ve işletmelerce o denli yaygın kullanılmasına karşılık etkinlik açısından değerlendirildiğinde pazarlamanın temel enstrümanı fiyatın önemini ve önceliğini hala koruduğunu söyleyebiliriz. Zira şirketlerin karlılığı fiyata son derece duyarlıdır ve fiyatta sadece var olan piyasalarda oluşmaktadır. Müşteri bağlılığı yaratmada fiyatın üstlendiği rolü daha iyi ortaya koyabilmek için öncelikle fiyat politikası ile hedeflenen amaçları belirtmek oldukça yararlı ve gereklidir. Fiyat politikası hedeflerini; işletme açısından,ticari açıdan ve müşteriler açısından olmak üzere üç grupta toplayabiliriz (Bruhn, 2004, s. 166). a) İşletme açısından : Sürüm ve Pazar paylarında artış, kar ve karlılıkta iyileşme, kara katkı paylarında ve yatırım geri dönüşü oranında (ROI) artış. b) Ticari açıdan : Mevcut ticari kanallarda büyüme, Pazar beklentilerinin karşılanması, dağıtım düzeyinde artış ve ürüne rafta daha fazla yer sağlama, farklı dağıtım kanallarında aynı fiyat uygulamalarını güvenceye alma. c) Müşteriler açısından : Fiyatı rakip ürünlerin fiyatları ile karşılaştırma, fiyat uygunluğunu belirleme, fiyat ile ürün kalitesini karşılaştırarak algılanan fiyat adilliğini iyileştirme, fiyat algılamasını etkileme. Diller ise fiyat politikası hedeflerini geliştirdiği hiyerarşik model sisteminde seçilmiş fiyat politikası önlemleri, belirleyici büyüklükler ve onların fiyat etkilerinin (1’den 20’ye kadar numaralandırılmış oklarla gösterilen) bir işletmenin global hedefleri (Kar, Güvenlik ve bağımsız karar verme yada ekonomik bağımsızlık) üzerinde yaratacağı olası sonuçlarını ve müşteri bağlılığı yaratmaya katkısını kapsamlı bir biçimde yansıtmaktadır (Diller, 2000). Şekil 1 de de görüleceği üzere bu model sistemine göre satış gelirlerindeki artış (1) veya maliyetlerdeki indirim (14) karı iyileştirir. Satış gelirlerindeki artış fiyatlardaki artış veya fiyatlardaki indirime bağlı olarak gelişir (3) indirim oranlarındaki yükseklik ortalama fiyatları olumsuz etkiler görünürse de dağıtım payındaki artış sonucu işletmenin Pazar payında artışa (5) ve sürüm (satışlar) üzerinde olumlu etkiye yol açar. Satış gelirlerindeki artışın nakit akışı üzerinde yapacağı olumlu etki nedeniyle işletmenin ekonomik bağımsızlığı sağlanırken, yeni yatırımlara yönelmesi de mümkün olmaktadır. Sürüm ve fiyat ilişkisini biraz daha yakından inceleyecek olursak fiyat aralığının (6) önem kazandığını kolayca söyleyebiliriz. Zira fiyat aralığı rakiplerle arasındaki fiyat farkını ve işletmenin izlediği rekabet stratejisini belirler. Fiyatın sürüm miktarı üzerindeki etkisi satış tepkisini gösterir (7) Tabi ki burada önemli olan ve dikkate alınması gereken mutlak fiyattan ziyade rakiplerle karşılaştırılabilir göreceli fiyatlardır(8). Rekabet ortamının aşırı dinamik oluşu pazarda fiyat aktörlerini çeşitli fiyat politikası etkinlik ve kampanyalarını uygulamak zorunda bırakmaktadır. Eğer fiyat ve fiyat oluşumu aşırı rekabet altında bulunuyorsa, pazarda rakiplerin ayağını kaydırmağa yönelmek ve pazar payına odaklanmak, sürüme odaklanmaktan daha önemli ve etkili olacağından işletmece tercih edilmeli, öncelikli hedef olarak görülmelidir.(9) Bu hedef birde pazara sürülecek yeni bir ürünle Pazar genişlemesi, Pazar hacmini arttırma (10) ile desteklenebilirse salt fiyat politikasına kıyasla satışlardaki artışa daha kolay ulaşılmış olacak ve kapasite kullanımı da o ölçüde artacaktır.(11). Maliyetler kısa vadede satılan ve üretilen miktarlarla ilgilidir ve fiyat tarafından belirlenir.(12) Fiyat indirimlerine giderek daha fazla satış geliri elde ederken indirimlerin yol açacağı artan maliyetler dikkate alınmalıdır. İşletmeler daha önceki üretim deneyimlerine dayanarak maliyet düşürme önlemlerini zamanında almış olmalıdır. İşletmelerin pazardaki var oluşu ve devamlılığının uzun süreliliği ancak ve ancak elde edeceği hasılatın (satış gelirleri) maliyetlerden büyük olması durumunda mümkündür (13) Fiyat, sürüm, pazar payı, maliyet ve kar arasındaki karşılıklı ilişkilerin arkasında karar verici konumundaki tüketicilerin var olduğu, onların sunulan mal ve hizmetlere karşı taşıyacakları değer yargıları, fiyat beklentileri, fiyat algıları, fiyat imajı ve kafalarında ödemeye hazır olduğu bir bedelin oluşmuş olabileceği asla göz ardı edilmemelidir. (15) ten (20) ye kadar fiyatın potansiyel ve kazanılmış müşteriler üzerinde etkisini gösterebilmesi için işletmelerce belirlenecek fiyat politika ve stratejileri müşteri odaklı olmalıdır işte ancak o zaman müşteri bağlılığından söz edebiliriz. Karın devamlılığının sağlanması, üretim ve yönetim maliyetlerinin düşmesi, rekabette üstünlük sağlanması gibi bir çok avantaja ancak sadık müşterileri olan işletmeler sahiptir. Günümüzde müşteri memnuniyeti ve müşteri bağlılığı pazardaki temel başarı faktörüdür ve her işletmenin hedefi olmalıdır. Şekil 1 : Fiyat politikası hedefleri (Kaynak Diller 2000, s. 45 ) 2. Müşteri Bağlılığı yaratmaya yönelik fiyatlandırma yöntemlerinin işletmelere sağladığı yararlar açısından değerlendirilmesi Müşteri bağlılığı yaratmayı hedefleyen fiyatlandırma yöntemleri ve eğilimlerini aşağıdaki tabloda da görüleceği gibi miktara bağlı fiyatlandırma, zaman ve müşterinin sadakat süresine bağlı fiyatlandırma, çoklu ürün fiyatlandırması, çok kişili fiyatlandırma, uzun süreli bağlayıcı sözleşme ve fiyat garantisi olmak üzere ayrımlandırabiliriz (Simon vd.2005, s.67).Bu Yöntemler tek başlarına olduğu kadar iki veya daha fazlası birlikte kombine edilerek de uygulanabilmektedir. Bu tablo ile müşterilerin hangi fiyatlandırma yöntemleri ile işletmelere bağımlı hale getirilebileceği, işletmenin sadık müşterisi olabileceği ifade edilmektedir. Tablo 1. Fiyat Politikası aracılığıyla müşteri bağlılığı yaratmada fiyatlandırma yöntemleri ve alınacak önlemler Müşteri Bağlayıcı Fiyatlandırma Yöntemleri Alınan Önlemler Miktara Bağlı Fiyatlandırma • Doğrusal olmayan fiyat oluşumu • Miktar İndirimi Zaman ve Müşterinin sadakat Süresine bağlı Fiyatlandırma • Sadakat İndirimi • Bonus Programları Çoklu Ürün Fiyatlandırması • Paket Fiyat/Fiyat Demetleme Çok Kişili Fiyatlandırma (Grup Fiyatı) • Doğrusal olmayan fiyat oluşumunun özel türü. Aynı ürünü ve hizmeti satın alan kişi sayısı arttıkça fiyatta indirim Uzun Süreli Satış ve Garanti Sözleşmeleri • Sözleşme süresince fiyatın sabit tutulması (fiyat garantisi) • İmtiyazlı (kollayıcı) fiyat Çalışmanın bundan sonraki bölümünde müşteri bağlılığı yaratmaya yönelik fiyatlandırma yöntemleri ayrıntılı bir şekilde ele alınacak ve incelenecektir (Simon, 1998) 2.1. Miktara bağlı fiyatlandırma Miktara bağlı fiyatlandırmada esas olan alınan mal veya hizmetin miktarı arttıkça fiyatta bir indirime gidilmesidir. Başka bir deyişle satın alınan miktar arttıkça birim fiyatı belirli bir oranda geri çekilir. Burada miktar yerine hasılat da kullanılabilir o durumda hasılat arttıkça müşteriye belirli oranlarda indirim sağlanır. Miktar indiriminin müşteri bağlayıcılık etkisini şu basit örnekle açıklayabiliriz. A İşletmesi ürününü tanesi 10 YTL den satışa sunmaktadır. Alıcıyı heveslendirmek ve daha fazlasını satın almağa teşvik için belirli bir dönem içinde (ay, sezon veya yıl) o üründen 100 adetin üzerinde alınacak her birim için fiyatta % 5 indirim yapılmaktadır.Kısaca indirimden yararlanmak için en az 100 birim satın alınmalıdır. 200 adetten itibaren indirim oranı % 10’a çıkarılmakta, 300 adetten itibaren de indirim oranı bir önceki indirimin iki katına yani % 20’ye erişmektedir. Ödenen toplam fiyat ve miktara bağlı birim fiyatlar şekil 2 de grafiksel olarak görülmektedir. Toplam Fiyat Birim Fiyat 3650 ● ● 2850 ● 1950 ● 1000 4000 3000 2000 1000 0 100 200 300 400 Şekil 2: Artan miktar indirimlerinin etkilediği fiyat oluşumu İlk yüz birimden sonra artan indirim oranlarının etkisinde kalan müşteri giderek üreticiye (satıcıya) bağlanmaktadır. İndirim oranı % 20’lere ulaştığında üretici işletmenin müşteriye sağladığı ortalama indirim toplam miktar üzerinden sadece % 4 kadardır. Tabi ki müşteri ilk indirimden sonra hedefteki artan indirimlere ulaşabilmek için rakip işletmelere gitmeyi düşünmeyecektir. Rakip işletmelerde daha başlangıçta kendisine pahalı gelecek % 10 - % 20 indirimleri vermeğe kolay kolay yanaşmayacağından müşteri bağlılığı etkisi kendisini gösterecektir(Simon, 2005) Verilen bu örneğin yanında, doğrusal olmayan fiyat oluşumunun bir çok türüne uygulamada rastlamaktayız. Burada temel ilke artan satın alma miktarına bağlı olarak birim fiyatın düşme göstermesidir. Kullandıkça artan primler, konuştukça fiyatı düşen kartlar, satın aldıkça artan bonuslar bu yöntemin bilinen uygulamalarıdır. Perakende zincirlerinde müşteri bağlılığı yaratmak için kullanılan klasik enstrümanlardan biride yapılan alışveriş miktarına göre belirli bir puan kazanma ve kazanılan puanlarla doğrudan nakit iade veya puanlar karşılığında belirtilen hediyeleri seçip almasıdır. Böylece ihtiyacı olan veya hoşuna giden hediye ve ödülü elde edebilmek için alışverişte bulunduğu mağazaya sadık kalacak daha çok alışveriş yapmakla kalmayacak çapraz satışlarda da artışlar olacaktır. Doğrusal olmayan fiyat oluşumu, fiyat farklılaştırmasının oldukça önemli bir yöntemidir ancak beklenen müşteri bağlılığı etkisini gösterebilmesi ve optimum yararın sağlanabilmesi için eldeki bilgiler çok ayrıntılı bir şekilde analiz edilmeli, müşteri yapısı, homojenliği veya heterojenliği ve müşteri segmentlerinin ödemeğe hazır olduğu fiyat düzeyi yeterince bilinmelidir(Tacke, 1989) 2.2. Zamana ve müşterinin sadakat süresine bağlı fiyatlandırma Zamana ve sadakat süresine bağlı fiyatlandırma politikasının ağırlık noktasını, müşterinin bağlanması için mal veya hizmet sunucusunun bağlılık süresine göre müşteriye sağlanacak ayrıcalıklar özel hak ve fırsatlar oluşturmaktadır. Sadık ve işletmenin devamlı müşterisine hiç şüphesiz işletmeye çok nadir veya bir defalık gelen müşteriye oranla daha farklı bir tutum ve ilgi sergilenecek, ödeme kolaylıkları, özel indirimler ve ayırt edici imtiyazlar sağlanacaktır. Sağlanan bu ayrıcalıklar nedeniyle müşterinin sürekli alış veriş yaptığı işletmeyi değiştirmemesi teşvik edilecek, bağlılığı da o ölçüde artacak ve korunacaktır. Aşağıda verilen örneklerde müşterinin işletmedeki bağlılık süresinin fiyatlara nasıl yansıtıldığını farklı kuruluşlardaki farklı uygulamalarla açıklanmağa çalışılacaktır. Sigorta şirketlerinde artan sigortalılık süresine bağlı olarak ödenecek primlerde müşterilere hissedilir indirimler yapılarak elde tutulmaları sağlanmaktadır. Örneğin araçlarda zorunlu trafik ve kasko sigorta poliçelerinde hasarsızlık indirimi ile birlikte yıllık toplam indirim tutarları % 30 - % 40’a kadar dayanmaktadır. Telekomünikasyon sektöründe müşterilerin bağlılığını sağlayabilmek için belirli süre ve belirli hasılatın üzerinde görüşme yapanlara cazip ve çekici indirimler yapılmaktadır. Newsweek dergisine bir yıllığına abone olunduğunda derginin sayısı 0.79$’a, iki yıllık abone olunması durumunda ise sayısı 0.69$’a gelmektedir. Örneklerden de görüleceği üzere işletme ile müşteri arasındaki zamana yayılmış uzun dönemli ilişkiler gerçek bir sözleşmeye dayalı olduğundan her iki tarafa da yarar sağlamaktadır. Müşteriler bir üst müşteri grubuna terfi ettirilip, sınıf atlatılıp ıskonto ve özel indirimlerden yararlandırılırken, işletmelerde artan satışlarla maliyetleri aşağıya çekebilmektedir. Müşterilere sağlanan indirim ve ıskonto tutarlarının kaynağı da aslında müşterilerden işletmeye sürekli akan cari ödemelerden karşılanmaktadır(Online-Lehrbuch, 2004). 2.3. Çoklu ürün fiyatlandırması Çok çeşitli ürün üreten işletmeler genelde müşteri bağlılığını satışa sundukları tüm mal çeşidi üzerinden gerçekleşmesini bekler ve bunda da ısrarcı olurlar. Müşterileri farklı ürünleri almağa yöneltmek için ya özel fırsat fiyatı uygulanır ve cazip indirimler yapılır ya da belirli ürünler diğer mal çeşitleri ile birlikte bir paket fiyatı halinde (topluca) sunulur. Uygulamada oldukça sık karşılaşılan çoklu ürün fiyatlandırmasının önemli ve bilinen türleri şunlardır : Paket fiyat (Fiyat demetleme), kombine (bağlı) ve tamamlayıcı ürün fiyatları, aynı ürünü bir üst modelle yenilemeye teşvik için eski fiyatını ucuzlatma, işletmenin diğer ürün çeşitlerine talep yaratmak ve satın alınmasını sağlamak için indirimde bulunmak, yıl içinde tüm satın alınan hizmet ve ürünlerle gerçekleşen hasılat üzerinden belirli bir oranda yıl sonu primi veya ikramiyesi vermek (Sternick, 2004). 2.3.1. Paket fiyat/ Fiyat demetleme Çoklu ürün/hizmet fiyatlandırmasının yaygın kullanılan türlerinden biride paket fiyat ya da fiyat demetlemesidir. Paket fiyat uygulamalarına fast-food, turizm ve sağlık işletmeleri başta olmak üzere hizmet sektöründe çok yaygın bir şekilde yer verilmektedir.Demetlemenin geniş bir tanımını yapacak olursak “ iki ya da daha fazla ürün ve/veya hizmetin tek bir paket içinde özel bir fiyattan satışa sunulmasıdır ( Öztürk, 2006, s.70). Paket fiyat/Fiyat demetleme uygulaması aynı tesisleri, ekipmanı ve personeli kullanarak ortaya çıkan bağlı ürün ve hizmetlerde (birkaç ürün/hizmet) bağlı ürünün sabit maliyetlerini dikkate almadan doğrudan değişken maliyetler üzerinden fiyatlandırmaya gidilmesinde, ek ürün ve hizmetleri satmanın marjinal maliyeti, işletmenin toplam maliyetine göre daha düşük olacağından, yüksek karlara daha kolay erişilecektir. Her hangi bir işletmeden ürün veya hizmet satın alan müşteri aynı şirketin diğer ürün ve hizmetlerinin de potansiyel alıcısıdır. Bu nedenle müşteri ile uzun süreli ilişkiyi ve bağlılığı genişletebilmede fiyat demetlemesi veya paket fiyatlandırma oldukça etkin bir pazarlama aracıdır(Pickel, 2000). Mc Donalds ve Burger King fast-food restoranlarında çeşitli mönüler ve kombinasyonlarla paket fiyatı tüm dünyada yıllardan beri başarı ile uygulamaktadır. Mönüyü oluşturan çeşitlerin sayısını arttırarak, müşterinin daha fazla harcama yapması sağlanmaktadır. Müşteri de mönüyü oluşturan çeşitleri tek tek almakla ödeyeceği miktarın altında bir ödeme yaparak % 15 - % 20’ lere varan indirimlerle ödüllendirilmektedir. Yukarıda belirttiğimiz gibi paket fiyat/Fiyat demetleme turizm seyahat işletmelerinde sıkça uygulanmaktadır. Düzenlenen götürü gezilerde fiyatın içinde örneğin Uçak + Otel + Kiralık araç hizmetleri bir bütün olarak yer almaktadır. Sunulan paket fiyatın hasılatı ve karlılığı arttırması için, tüketicinin tüm hizmetleri kapsayan paket’e ödediği fiyat ödemeye hazır olduğu fiyatın altında olmasına ve paket fiyatın tek tek alınacak hizmetlerin toplamından daha düşük tutulmasına, tek tek alınacak hizmetlerde de asla bir indirime gidilmemesi oldukça önemlidir. Tabi ki başarılı paket fiyat uygulaması artan karlılıkla birlikte sonuçta pazara giriş engellerinin kaldırılması, rekabette üstünlük, pazarda tek olmak ve gücünü genişletmek yanında müşteri memnuniyetinin arttırılmasını ve müşteri sadakatini beraberinde getirecektir (Öztürk, 2006, s.73) 2.3.2. Bağlı/Tamamlayıcı ürünlerde fiyatlandırma Ana ürün olarak nitelendirebileceğimiz Fotokopi makinası, Bilgisayar ve Yazıcı gibi uzun süreli kullanım mallarını (dayanıklı tüketim mallarını) satın alırken müşteri aynı zamanda kağıt, toner, film, işletim programı gibi ihtiyaç malzemelerini de (sarf malzemeleri) aynı yerden almağa istekli olduğunu bildirmesi veya satıcı tarafından yönlendirilerek alınması sağlandığı takdirde, kurulacak uzun süreli müşteri ilişkisi ve bağlılığı nedeniyle ana üründe bir fiyat ikramına/indirimine gidilir ve/veya sarf malzemeleri belirlenen süre için uygun bir fiyatla işletmeye verilir. 2.3.3. Ürünleri yenilemeye teşvik edici fiyatlandırma Piyasaya yeni versiyonları sürülen ürünlerin satışını arttırmak, aynı ürünün eski modellerini yeni modelleriyle değiştirmek isteyen eski müşterilere teşvik olarak yeni müşterilerin satın aldıkları fiyatların altında bir fiyattan sunulur. Böylece eski müşterinin işletmeye olan bağlılığı bir ölçüde uzatılmış ve müşteri sadakatinden dolayı ödüllendirilmiş olmaktadır. Bu çerçevede bazı işletmeler yeni geliştirdikleri makine ve gereçleri çok uygun fiyatlarla piyasaya sürerek yaygın kullanılmasını, buna karşılık esas karıda yedek parça ve aksesuarlardan yapmayı hedeflemiş olabilir. Özellikle Japon ve Kore otomotiv sektörleri bu fiyatlandırma yöntemini uzun bir süre uygulamıştır. İlk yatırım masrafı düşük buna karşılık servis tamir bakım ve yedek parça fiyatları yüksek tutulmuştur. Müşteriler nasıl olsa bağlı diyerek yedek parça ve aksesuar fiyatlarını aşırı yüksek tutma ve bunda da ısrarcı olmanın, durumdan memnun olmayan müşterilerin sayısını arttıracağı, sadakati olumsuz etkileyeceği ve ilk fırsatta da rakip işletmelere yöneleceği asla unutulmamalıdır. 2.3.4. Çeşit indirimi ve yıl sonu gerçekleşen toplam hasılattan prim verme Üretici ile aracı kuruluşlar arasındaki alışverişi (B2B) arttırmak amacıyla en sık başvurulan yöntemlerdendir. Böylece müşteri tüm ihtiyaçlarını aynı işletmeden karşılamak zorunda kalmaktadır. Hele üreticinin müşteriye sunduğu ürün çeşit ve kategorisi arasından biri veya ikisi rekabet üstünlüğü olan ve piyasada tutulmuş bir ürün ise beraberindeki diğer ürünlerde daha kolay satılacak dolayısıyla toplam hasılat ve toplam hasılattan hesaplanacak yıl sonu prim ve ikramiyeleri o ölçüde artacaktır. Çoklu ürün fiyatlandırması üretici firmaya olduğu kadar müşteriye de sağladığı avantajlar ile son yıllarda işletme dünyasında sözü çok edilen kazan/kazan olgusuna verilebilecek güzel bir örnektir. Müşteri sağladığı indirimlerle işletmeye uzun dönemli bağlanırken üretici işletmede potansiyel kardan daha iyi ve daha etkin bir şekilde yararlanabilmektedir (Stermick, 2004) 2.4. Çok kişili fiyatlandırma (grup fiyat uygulaması) Turizm-Seyahat, ulaştırma ve telekomünikasyon sektörlerinde çok yoğun kullanılan bir fiyatlandırma yöntemidir. Birden fazla kişiye toplamda daha fazla indirimde bulunarak tüm grup üyelerini işletmeye bağlamak, işletmeye çekmek ve satış desteği elde etmek temel amaçtır. Bu stratejinin uygulanması ile hem artan hasılatlar, hem de grup olarak bağlılık etkisi daha güçlü ve kalıcı olacaktır. GSM operatörlerinin arkadaş, aile ve meslektaşlar arasındaki tarifelerin düşük tutulması veya aynı operatöre bağlı abonelerin kendi aralarında yaptığı telefon görüşmelerinin % 30’lara varan kısmının hediye edilerek ücretlendirilmemesi bir “ closed user group” oluşmasına ve edinilen deneyimlere göre daha yüksek sadakat ve müşteri bağlılığına yol açmaktadır. Hava yolu şirketleri sundukları düzenli uçuş programlarında tam bilet alan bir yolcunun refakatinde uçacak kişi veya kişilere belirli oranlardaki indirimleri sağlaması, refakatçilerin ileride tek uçması durumunda aynı hava yolu şirketini seçmesine neden olacaktır. Benzeri uygulama turizm ve otelcilik işletmelerinde de uygulanmaktadır. İlk yatak için tam fiyat ikinci yatak için yarı fiyat üçüncü yatak için daha az bir ücret alınması, ebeveynlerin yanında küçük çocuklara ücretsiz yatak ilavesi veya Club-Med ‘ler de uygulanan yurt dışı gezilerde 4 kişilik ailelere 250 Avro’luk aile indiriminin sağlanması hem seyahati teşvik etmede hem de müşteri bağlılığı yaratmada oldukça etkilidir. 2.5. Uzun süreli satış ve garanti sözleşmeleri Müşteri bağlılığı yaratmaya yönelik fiyatlandırma yöntemlerinin temel hedefi, olabildiği ölçüde müşteri ilişkilerinin sürekli ve kalıcı olmasını sağlamaktır. Bunu yukarıda açıklamağa çalıştığımız dolaylı önlemlerle ve çoklukla fiyatta ikram, indirimler ve fiyat tenzilatları ile özendirerek müşterinin kendi istek ve tercihi ile işletmeye bağlanabileceğini ayrıntılı bir şekilde gördük. Müşteri bağlılığı yaratmada alınacak doğrudan önlemlerle örneğin uzun süreli satış ve garanti sözleşmeleri, belirli bir süre için sabit fiyat garantisi, eşelmobil fiyat uygulaması (fiyat gelişiminin fiyat endekslerine bağlı olarak sabitlenmesi), müşterinin aynı ürünü bir başka yerde daha ucuza bulması ve tedarik edebileceği durumunda para iadesi, verilen üst düzey servis güvencesinden olası sapmada parasal ödemelerle denkleştirme gibi başka yollarda bulunmaktadır. Uçak üreticisi şirketler arasındaki yoğun rekabet nedeniyle Boeing işletmesi müşteri bağlılığı ve sadakati arttırmak ve bu yarışta bir adım öne geçebilmek için hava yolu şirketlerine filolarında Boeing dışında başka bir uçak bulundurmamaları, ihtiyaçlarının tümünü sadece Boeing’den karşılayacağına dair uzun süreli (20 yıllık) bir sözleşme ile bağlanmaları durumunda Boeing alıcılarına çok düşük fiyattan satın alma garantisi vermektedir. Ancak uygulanan bu stratejinin olağanüstü uzun süresi olusu ve münhasırlığı, gelecekte her iki işletmenin başına geçecek üst düzey yöneticilerin hareket alanlarını önemli ölçüde daraltacağı, yaratıcı ve yenilikçiliklerini engelleyici olması nedeniyle ve hepsinden önemlisi filoda aynı tür uçakların olmasının getireceği işletim giderlerinin ve bakım onarım harcamalarının en alt düzeyde olabileceğinden yola çıkarak bu tür sözleşmeler olmaksızın da Boeing uçaklarının tercih edilebileceği ileri sürülerek uzun süreli zorunlu bağlanma Avrupa Rekabet Kurumunca engellenmiştir. Bu engelleme sonrasında çok sayıdaki sektörde uzun süreli satış/satın alma/başka bir yerle çalışmama gibi bağlayıcı sözleşmeler yerini yaygın bir şekilde 5 yıl ile sınırlanan daha kısa süreli olanlara bırakmıştır. Gelecekteki fiyatlarda güvensizliğin azaltılması ve fiyat artışı risklerinden müşterilerin korunmasında eşelmobil fiyat uygulamalarına sıkça başvurulur. Böylece müşterinin işletmeye uzun süreli bağlılığı da sağlanmış olur. Sözleşmelerde yer alan eşelmobil fiyatların, müşteri bağlılığını olumlu etkileyebilmesi ve katkıyı yapabilmesi için seçilen göstergelerin örneğin tüketici fiyat endeksinin güvenilir ve resmi kaynaklara dayandırılması, malzeme ve ücretlerin ayrı ayrı belirlenmesi ve fiyat ayarlamasının (artan fiyatlara uyumlaştırılmasının) hangi sıklıkta (yılda kaç kez) yapılacağı açık bir şekilde belirtilmiş olmalıdır. Müşteri bağlılığı yaratmada fiyat garantilerine çok sık başvurulur ve oldukça da etkilidir. Uygulamada müşteriye belirli bir zaman süresinde (zaman aralığında) aynı fiyattan satın alma garantisi şeklinde olabileceği gibi eş değer ürünü aynı şehir ve bölgedeki bir başka yerde daha ucuza bulması, tedarik etmesi ve bunu kanıtlaması durumunda parasını geri alma veya farkı iade alma garantisi şeklinde de görülür. Ülkemizdeki perakendeci kuruluşların sıkça başvurduğu ikinci uygulama türü ile müşteriye en düşük fiyat garantisinden yararlandığı, en çok gözetilen, imtiyazlı müşteri olduğu vurgusu yapılmaktadır. Her durumda fiyat açısından kollandığını, her zaman en iyi fiyattan mal veya hizmet tedarik ettiğini bilen veya öyle olduğuna inandırılmış müşterinin, işletmesini değiştirmesi için hiçbir nedeni olmayacağından, bağlılığı alıkonulması ve sadakati o ölçüde uzun süreli olacaktır. 3.Sonuç ve değerlendirme Müşteri bağlılığı yaratmayı hedefleyen fiyatlandırma yöntemlerinden beklenilen etki ve başarının sağlanması için aşağıdaki faktörlerin yerine getirilmesine ve açıklanan yapısal özelliklerin işletmelerde bulunmasına ve yerleştirilmesine özen gösterilmelidir. İşletmede hangi fiyatlandırma yöntemi kullanılacak olursa olsun öncelikle iyi bir bilgi sistemi kurulmuş olmalıdır. Böylece her bir müşteri segmentinin fiyatı oluşturan bileşenlerin değişimine göstereceği tepki başka bir ifade ile fiyat esnekliği belirlenmiş olacak, iş şansa ve tesadüflere bırakılmayacak ve müşteriyi bağlıyacak en uygun fiyatlandırma kolayca belirlenecektir. Müşteri bağlılığını arttırmaya yönelik fiyat indirimleri her ne kadar kısa sürede sadık müşteriler üzerinde bir olumsuz etki (sabit maliyetleri karşılama payında azalma) yapar görünse de, toplamda artan talep nedeniyle dengelenir ve telafi edilebilir boyuttadır. Bu yüzden sabit maliyetleri karşılama payındaki kayıplar, daha geniş müşteri bağlılığı yarattığı ve hasılattaki artışlara yol açtığı için bir çeşit yatırım olarak kabul edilmeli ve yorumlanmalıdır. Tabi ki bu oran ile bağlayıcılık etkisi matematiksel olarak kesin açıklanabilir olmalıdır. Bu ilişkinin karşılaştırılması açıklıkla yapılabildiği sürece karar verme daha kolaylaşacaktır. Ayrıca fiyat indirimleri nedeniyle elden kaçırılan sadık müşterilerin bir süre sonra tekrar geriye döneceği olasılığı da göz ardı edilmemelidir(Sebastian, 2000). Satıcı ile Müşteri arasındaki ilişkinin uzun süreli ve güvenilirliği için fiyatlandırma kararı, pazarlama/satış, finansman, yönetim muhasebesi ve denetim birimlerince ortaklaşa alınmalı ve fiyat belirlenmelidir. Fiyatlarda indirim ve ıskonto yetkisinin dış görevlerde çalışanlara (satış elemanları, satış temsilciler vb.) göçerilmesinde çok dikkatli olunmalıdır. Özellikle satış ve dağıtım elemanlarının daha kolay satış ve satış primlerinde artışa ulaşabilmek için, müşteri bağlılığı yaratıp yaratmadığına bakılmaksızın fiyat indirimlerine gitmesi müşteri bağlılığında hissedilir olumsuzluklara yol açar. Müşteri bağlılığını esas alan fiyatlandırmalarda seçilen yöntem müşteriler tarafından kolayca anlaşılabilir, hesaplanabilir, uygulanabilir ve hukuki açıdan kabul edilebilir olmalıdır(Sebastian, 2002). Müşteri bağlılığı yaratacak fiyatlandırma yöntemlerinin maliyeti beklenilen yarar ve getirilerden karşılanmalıdır. Bu koşulun sorunsuzca yerine getirilmesi için dengeli bir fiyat sistemi kurulmalı ve sistem sürekli bir şekilde denetlenmelidir. KAYNAKÇA BERGMANN, K. (1998), Angewandtes Kundenbindungsmanagement, Frankfurt Am Main BRUHN, M. (2000), Marketing, Grundlagen für Studium und Praxis, 7. Auflage, Gabler Verlag, Wiesbaden BRUHN, M/HOMBURG,C.Hrsg (2005), Handbuch Kundenbindung, 5. Auflage,Gabler Verlag Wiesbaden DILLER, H. (2000), Preispolitik, 3.Auflage, Kohlhammer Verlag, Stutgart HELD, P. (2003), Innovative Preisstrategien als nachhaltiger Erfolgspartner, Bernet &Partner Workshop Notları Ocak 2003 Zug- Schweiz NAGLE, T./HOLDEN, R.K. (2002), Strategy and tactics of pricing, 3.Auflage, NewYork, Prentice- Hall ONLINE-Lehrbuch. (2004), www.Phil.uni.-erlangen.de/economics/ bwl/ Kapitel 1 Betriebs- Wirtscaftliches Gesamtsystem : Kundenbindungsorientierte Preispolitik ÖZTÜRK, A.S. 82006), Hizmet pazarlaması, 6.Baskı, Ekin Kitabevi, Bursa PICKEL, A. (2000), Relationship Pricing im System des Customer Linking Management als Instrument der Kundenbindung, Seminar Arbeit bei Prof.Dr.Tilo Beyer, Sommer Seminar Uni-Erlangen SEBASTIAN, K/ MAESSEN, A. (2002), Preis- und Preisnachlasskonzepte, DBW- Die Betriebswirtschaft, S. 547-553 SEBASTIAN, K/ KOLVENBACH, C. (2000), Wie Sie mit inteligenten Konzepten der Preishölle Entkommen, in: Absatzwirtschaft 2000 SIMON, H./TACKE, G./BUCHWALD, G. (2005), Kundenbindung durch Preispolitik, Handbuch Kundenbindung, 5.Auflage Gabler Verlag, Wiesbaden SIMON, H./TACKE, G./WOSCIDLO, B. (1998), Mit einfallsreicher Preispolitik die Kunden binden, İn : Harvard Business Manager STERMICK, C. (2004), Rabatte und Zugaben – wie aus Rabattjaegern treue Kunden werden, Management Center Handwerk, Verlaganstallt Handwerk

4 Mayıs 2008 Pazar

E-Ticaret Uygulamaları İçin Önemli Stratejiler

Bir E-Ticaret Uygulamasını yaparken dikkat etmeniz gereken bir çok kriter bulunuyor. Bu makalemde size bunların en önemlilerinden bahsetmek istiyorum:

1. Doğru konumlandırma

• Kullanıcılar tarafından kolay bulunabilmelidir. • Ürünler mümkün olduğu kadar görsel sunulmalıdır. • Sitenin trafiği, kullanıcıların performansını etkilememelidir.

2. Etkileşimli, eğlenceli ve kolay anlaşılır tasarım

• Siteye bağlanan kullanıcılara çeşitli promosyonlar sunulmalı, kullanıcıların sitede fazla zaman harcaması sağlanmalı, tekrar gelmesi için çeşitli yöntemler, eğlenceler tasarlanmalı ve uygulanmalıdır. • Ana sayfada kullanıcıların ilgisini çekeceği düşünülen bilgilere de yer verilmelidir. • Ürün bilgilerinin ayrıntıları, ana sayfalar yerine yalnızca gerçekten isteyen kullanıcıların erişecekleri alt sayfalarda konumlandırılmalıdır. • Kullanıcılara, online alışveriş ortamında geleneksel yöntemlere oranla daha uygun olanaklar ve ödeme koşulları sunulmalıdır.

3. Ürün ve hizmetlerin tümü için bir bilgi kaynağı olması

• Bilgiler mümkün olduğu kadar ücretsiz sunulmalıdır • Satılan ürünlerinde desteği de online olarak verilecek şekilde tasarlanmalıdır. • Çok sık karşılaşılan sorular ve yanıtları sitede yer almalıdır. • Site, ürün ve hizmetlerle ilgili bir kütüphane haline getirilmelidir.

4. Tüketicilerin güvenini kazanmak

• Fiziksel adresler mutlaka kolay görülen bir yerde konumlandırılmalıdır. • Tüketicilere ürün/hizmetlerden tatmin garantisi verilmelidir. • Sipariş ve ürün kriterleri tam olarak açıklanmalıdır. • Kullanıcıların sorunlarını online olarak iletebilecekleri ve kısa sürede yanıt alabilecekleri bir sistem oluşturulmalıdır. • Tüketicilerin sipariş formlarından vazgeçme seçeneği bulunmalıdır.

5. Gerekli dikkati ve özveriyi göstermek

• Kullanıcılarla online iletişime geçildiği anda artık onların elindesinizdir. Hizmetler ve ürünler internet aracılığı ile sunulmaktadır ve kullancıların parmaklarının ucundadır. • Kullanıcılardan gelen mesajların sürekli takibini sağlayacak bir sistem oluşturmalı ve bu tür çalışmaların sürekliliği sağlanmalıdır. • Siteye farklı bilgisayarlardan bağlanıp, sık sık performans kontrolü yapılmalıdır. • Rakiplerin sitelerine bağlanarak neler yaptıkları izlenmelidir. Onların sitelerinden alışveriş yapın ve kendi çalışmalarınızla karşılaştırın. Her zaman rakiplerden öğrenecek şeyler vardır.

6. Dünyaya duyurmak

• Site, işetmenin kendi çalışmaları dışında da kullanılabilir kılınmalıdır. Örneğin, günlük hava raporları, çok sık ziyeret edilen sitelerin linkleri de siteye eklenmeli ve kullanıcılara siteye bağlanmaları için farklı nedenler sunulmalıdır. (Linklerin eklenmesi konusunda yasal kısıtlar söz konusudur. Bunlara dikkat edin.) • Sitede yer alan her bilgi ve çalışmanın yasal olmasını özen gösterilmeli, özellikle telif hakları konusuna özen gösterilmelidir. • Kullanıcıların siteye aşina olmasını sağlayacak yöntemler geliştirilmelidir. • İnternete ayrılan bütçeden, internet üzerinde reklam için bir miktar mutlaka ayrılmalıdır.

7. Kullanıcılarla ilişki kurmak

• Siteye bağlanan kullanıcılarla iletişime geçmek için onlardan izin istenmelidir. • Onay aldığınız kullanıcılar diğerlerinden ayrı bir kategoride değerlendirilmeli ve özel hizmetlerden yararlanmaları sağlanmalıdır. Bu, onların kendilerini farklı hissetmelerini sağlayacak yöntemlerden biridir. • Kullanıcıların, iletişime geçmelerini sağlayacak nedenler oluşturulmalıdır. • Onayı alınmayan bir kullanıcı ile kesinlekle iletişime geçilmemelidir. • Sürekli olarak internette yenilikler takip edilmeli, bunlar mevcut siteye uygulanmalıdır. • Kullanıcıların siteye olan ilgisini sürekli kılacak nedenler oluşturulmalıdır.

Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar:

Bir web sitesi oluştururken, işletmeye gelen tüketiciler göz önünde bulundurulmalıdır; web kullanıcıları değil. Hedeflenen kullanıcı kitlesi, işletmeyi ziyaret etmektedir; yalnızca web sayfasını değil. Web sitesi oluşturmak, dergi-gazetelere reklam vermek, billboard-broşür hazırlamak, fuarlara katılmak, tanıtım disketleri ve CD-ROM'ları oluşturmak gibi pazarlama ve tanıtım çalışmalarının tümünü içerir. İnternet aracılığı ile dünyaya açılan ana kapı olan web sayfaları ve e-ticaret sistemi tasarlanırken göz önünde bulundurulması gereken çeşitli bileşenler söz konusudur.

• Performans: Öncelikle, sitenin perfomansı, hem ev kullanıcıları hem de işyerleri açısından tatmin edici olmalıdır. Bunun için, hizmet sunulan sistemlerin ve bağlantıların hızı kadar, sitenin oluşturulmasında kullanılan yazılımların da büyük önemi bulunmaktadır. • Harita: kullanıcıların, sitede yer alan bilgilerin tümünün yerlerini gösteren bir haritaya kolayca erişebilmeleri sağlanmalıdır. • Arama: Kullanıcıların, sunulan bilgilere ve hizmetlere kolayca erişebilmeleri için mutlaka bir arama özelleği eklenmeldir. • Fiziksel adres: Kullanıcıların, istedikleri an iletişime geçmede geleneksel yöntemlerden yararlanmalarına olanak tanınmalıdır. İşletmenin adres ve telefonu kolayca ulaşabilecekleri yerde bulundurulmalıdır. Örneğin ana sayfada. • Görsellik: Sunulan bilgilerde görselliğe özen gösterilmelidir. Bu görsellik oluşturulurken, kullanıcıların alışkın oldukları araçlardan yararlanılmadır. Etkisinden emin olmadığınız hiçbir görsel bilgi siteye konulmamalıdır. Bu, kullanıcıların performansını düşürmekten ve sitenizin kullanımını yavaşlatmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Ayrıca, • Kullanıcıların ya da personelin gerketiğinde eski bilgilere, örneğin eski sipariş bilgilerine ulaşab,lmesine olanak tanıyacak bir sistem oluşturulmalıdır. • Yedekleme ve sorun giderme çalışmalarının mümkün olduğu kadar otomatik olarak gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır. • Kullanım hatalarından kaynaklanan sorunlar bir arada bulundurulmalı ve sık yapılan hatalara karşı önlemler geşiltirilmelidir. • Kullanımda karşılaşılan sorunlar belirlenmelidir. • Bilgi bütünlüğü sağlayacak çalışmalara özen gösterilmelidir; verilerin aktarılmasında ya da formatında ortaya çıkabilecek hatalar, aranan bilgilerin sistemde bulunmamasından kaynaklanan aksaklıklar, aynı bilginin farklı yerlerde konumlandırılması gibi.

Bu noktalara dikkat etmeniz, Türkiye gibi E-Ticaret'in henüz emekleme aşamasında olduğu bir ülkede projenizdeki kalite ve etiğin hissedilmesi, daha çok talep görmesi ve kurumsal başarıyı yakalamanız açısından oldukça önemlidir.

Bir E-Ticaret projesi için oldukça önemli olan bu teknik konumlandırmaların yanısıra bir de markalama ve pazarlama başlığı var. Bu hayati öneme sahip konuyu ise bir başka makalemizde ele alcağız.

Kaynaklar:

Jakob Nielsen - "Homepage Usability"